Sayf Al-Furqan Publications, From Darkness Toward Light Defending Islam. Exposing Falsehood. Calling to Truth. بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
İftiranın kol gezdiği, bir yalana hak mı batıl mı demeden kitaplarına alan binlerce Kemalist…
Bizler biliriz ki, Kemalizm’e göre; Atatürk’ün lehine her şey doğru, aleyhine her şey batıldır. Kendi resmi Twitter hesabından 40 mesajlık kendisine göre (kimsenin reddetmediği) konular üzerine, (Emirul Muminin) Sultan Vahdettin’e hakaret eden bir kişi, tarihi bırakın, matematikte de bilmiyor. Bugün bizler, iftira tarihini ancak mantık ile utandıracağız.
Merhum Mustafa Muftuoğlu’nun Yalan Söyleyen Tarih Utansın kitabının önsözünde dediği gibi:
Ümit Doğan’ın kaleme aldığı Mustafa Kemal’in Muhafızı Topal Osman adlı kitabında, Yahya Kaya cinayetini Topal Osman’ın (1883-1923) değil, İsmail Hakkı Tekçe’nin (1892-1975) işlediği belirtilmiştir. Yazarın ifadesine göre, İsmail Hakkı Tekçe bu olayı tam 55 yıl sonra kendisi ifşa etmiştir.
Yahya Kahya cinayeti yıllar boyunca Osman Ağa’nın üzerinde kalır. Halbuki cinayeti Osman Ağa değil, İsmail Hakkı Tekçe işlemiştir. Elli beş yıl sonra, İsmail Hakkı Tekçe cinayeti kendisinin işlediğini şu cümlelerle itiraf eder:2
Burada matematiksel bir sorun vardır, nitekim öncelikle Yahya Kaya cinayetinin tarihine bakalım;
Kâhya, Topal Osman’ın yardımı ile İsmail Hakkı Tekçe tarafından 3 Temmuz 1922’de otomobille Soğuksu’da ki evine giderken kurşunlanarak öldürülmüştür. 4 Ağustos 1922’de Trabzon’a gelip çalışmaya başlayan Tahkik Heyeti yaptığı soruşturma neticesinde faillerin kim olduğu konusunda karar verememiş, 12 Eylül 1922 tarihli raporda cinayet aydınlatılamamış ama faillerin aba zipka giymelerinden Topal Osman’ın adamları olduğu, Giresunlu olan Mustafa Suphi’nin babasının arkadaşı olan Osman Ağa’nın Yahya Kâhya’dan intikam aldığı söylentisi tüm kente yayılmıştır.
kaynak olarak; Ölen hemşerisinin intikamını alma teorisinin abartılı olduğu belli olmakla birlikte Topal Osman ile Yahya Kâhya arasında bir nüfuz mücadelesinden kaynaklanan bir düşmanlık olduğu da ortadadır. Clark çalışmasında bu çatışmanın temel sebebini doğru özetlemiştir: “… Batı Pontus’taki Rum ve Ermenileri yıldırmış olan çete reisi Topal Osman’ın gönderdiği bir katiller çetesiydi bu. Çeteciler ilk etapta 400 üniforma istediler. Bu talepleri reddedildiğinde daha da çirkin bir tavır takınıp Rum mahallesindeki evleri soymaya başladılar. Fakat limanı da elinde tutan bir Türk olan Yahya, bu davetsiz misafirleri gönderdi; onun bölgesinde izinsiz bulunuyorlardı. Yahya da Topal Osman’dan daha nazik birisi değildi fakat Rum cemaatiyle belli bir ilişkisi vardı ve bedelini ödedikleri takdirde onların Yunanistan veya Rusya’ya kaçmalarına yardım etmeye hazırdı”3
Olayın esrarı ancak 55 yıl sonra 4 Aralık 1977 tarihli Günaydın gazetesinde yayınlanan General İsmail Hakkı Tekçe’nin anılarında Yahya Kâhya’yı Topal Osman’ın 2 adamını yanına alarak kendisinin vurduğunu itiraf etmesiyle aydınlanmıştır.4
Peki, bu bilgiyi biliyorsak kolayca bir matematik yapabiliriz:
Yahya Kahya’nın 1922 yılında öldürüldüğü söyleniyor.
Hakkı Tekçe’nin bu olayı 55 yıl sonra itiraf ettiği belirtiliyor.
1922 + 55 = 1977.
Şimdi ise Hakkı Tekçe’nin ne zaman öldüğüne bakalım;
Atatürk Ansiklopedisi’nde, iki farklı yerde Hakkı Tekçe’nin 1975’te vefat ettiği belirtilmektedir;
Uzun yıllar boyunca devam eden yoğun mücadeleler sonunda sakin bir yaşam sürmeyi tercih eden General İsmail Hakkı Tekçe, emekliye ayrıldıktan sonra anılarını kaleme almış ve anıları 10 Kasım 1968 tarihli Milliyet ve 10 Kasım 1977 tarihli Günaydın gazetelerinde yayınlanmıştır. 83 yıl ömür süren Tekçe, İstanbul’da 5 Ekim 1975 yılında hayatını kaybetmiş ve Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilmiştir.5
matematigimize geri donersek; Peki, bu bilgiyi biliyorsak kolayca bir matematik yapabiliriz:
1922 + 55 = 1977.
Ama Hakkı Tekçe 1975’de ölüyor?
Bu durumda, itirafın 1977 yılında gerçekleşmiş olması gerekiyor. Ancak Hakkı Tekçe’nin 1975 yılında vefat ettiği biliniyor. Bu da matematiksel ve tarihsel bir çelişki oluşturuyor.
Copyright; İsteyen istediğini kullanabilir, ancak bizi kaynak göstermeniz şart değildir. Yine de gösterirseniz daha iyi olur. Her iki durumda da hakkımız helaldir.
Kaynaklar;
Mustafa Müftüoglu, Yalan Söyleyen Tarih Utansın, 1/2 -> Kitap pdf linki↩︎
Ümit Doğan, Mustafa Kemal’in Muhafızı Topal Osman, s. 230(PDF’te 232) ↩︎
Clark, Bruce. İki kere Yabancı. Çev. Müfide Pekin. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2008. s.130 ↩︎
Bir Cevap Yazın