TÜRK DONANMASI HİNT OKYANUSU’NDA!

Published by

on

Sayf Al-Furqan Publications, From Darkness Toward Light
Defending Islam. Exposing Falsehood. Calling to Truth.
بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

Kanunî Sultan Süleyman devrinin mühim simalarından olan Hadım Süleyman Paşa‘nın Hindistan Seferi, Hristiyan âleminin, o devirde Müslümanlara karşı giriştiği yeni bir düşmanlığın tabii neticesidir. Şöyle ki:

Kristof Kolomb’un Amerika seyahatini müteakip Hristiyanlığı o kıta yerlileri arasında kolaylıkla neşre muvaffak olup bakir toprakları insafsızca sömürmesini bilen Hristiyan âlemi, Arap gemicisi İbni Mâcid’in işaretiyle Ümit Burnu’ndan dolaşıp Hindistan’a ulaşan Vasco de Gama’nın bu başarısından sonra aynı işe yani Hristiyanlığı Hindistan’da da neşre ve böylece Hint Okyanusu ticaretini ele geçirmeye teşebbüs etmiş, fakat bu işin Amerika’daki gibi basit olmadığını kısa zamanda anlamıştır. Zira Gazneli Mahmud adlı Müslüman-Türk, asırlarca evvel İslâmiyet’i Hindistan’a yaymış ve oradaki puthaneleri yıktırarak milyonlarca Hintlinin İslâm dairesi içine girmelerine sebep olmuştur.

İslâmiyet’in insanlara bahşettiği hak ve hukuku iktisadî emperyalizmaları yolunda esaslı bir mania olarak gören Hristiyan âlemi, Hindistan ve Çin gibi büyük ve zengin ülkelerde güya Hristiyanlığı yaymak, aslında ise o bakir toprakları sömürebilmek gayesiyle harekete geçmiş ve her şeyden önce sömürülerine mani olan İslâm hâkimiyetine son vermek peşine düşmüşlerdir. Bu gaye ile Portekizliler, Hindistan’in Gucerat sahillerine yerleşirken İran’daki Şiilerle de işbirliği yapıp Türkleri arkadan vurmaya teşebbüs etmişlerdir. Ancak İsmail Hami Bey’in Kronolojisi’nde kaydettiği gibi;

“Kanuni, bu vaziyetten gafil değildir. O zamanki Türk casus teşkilatının geniş ve mükemmel faaliyeti birçok müelliflerin dikkatini celbetmiştir. İşte bu sayede Sultan Süleyman, papalıkla Almanya İmparatorluğu’nun Türkiye’yi arkadan vurmak için İran’la Hindistan’a kol atan siyasetlerini muntazam surette takip etmekten hâli kalmamış ve bilhassa Portekizlilerin Hindistan teşebbüsleri hakkında Venedik’teki casuslarından muntazam haberler almıştır. Tabii bu vaziyette Kanuni Sultan Süleyman, İslâm halifesi sıfatıyla papalık makamına ve Osmanlı padişahı sıfatıyla da Almanya İmparatorluğu ile Portekiz Krallığı’na cephe almıştır.”[1]

İsmail Hami Bey’in yazdıklarına, Türkiye Tarihi’nde Yılmaz Öztuna da iştirak etmekte ve;

“Türkiye, XVI. asırda şu sebepten de Hint Okyanusu’nda Portekizlilerle mücadele mecburiyetinde kaldı ki dünyanın en büyük devleti olması, hele hilafeti haiz en büyük Müslüman imparatorluk bulunması keyfiyeti, Portekizlilerin Hint sularında Müslümanlara yaptıkları zulümlere engel olmayı icap ettiriyordu. Portekizliler, bu zengin ticarete hâkim olabilmek için Hint Okyanusu’nda bayrak dolaştıran Müslüman armatörleri insafsızca imha yoluna gidiyorlardı. Müslüman armatörler, gittikçe insiyatiflerini kaybediyorlar, bu okyanusta gemi dolaştırmaktan çekiniyorlardı; çünkü Portekizliler daima kudretli harp gemilerinden müteşekkil büyük filolar hâlinde geziyorlar ve rastladıkları Müslüman gemisinde bütün tayfanın ağız ve burunlarını kesmek suretiyle onları uzun bir işkenceye tâbi tutup öldürüyorlardı. İstedikleri, bütün Müslüman gemilerin korkması ve Hint ticaretinden el çekmeleri idi.” diyor.[2]

Kanuni Sultan Süleyman, yukarıda sayılan sebeplerle Portekizlilerin Hint ve Arap sularından kovulmasına Mısır Valisi Hadım Süleyman Paşa’yı memur eylemiş ve açılacak sefer için kuvvetli bir donanma inşasını emretmiştir. Bu donanma inşası için Mısır’a altmış gemi kereste gönderilmiş, ayrıca Sîna üzerinden de gerekli levazım sevk olunmuştur. 13 Haziran 1538 Perşembe günü Süveyş’ten hareketle Hindistan Seferine çıkan Hadım Süleyman Paşa emrindeki yetmiş altı parça gemi Mısır tezgahlarında inşa olunmuş ve bu gemilere, yedi bini yeniçeri olmak üzere yirmi bin asker bindirilmiştir. Hadım Süleyman Paşa, Süveyş’ten hareketinden kırk dört gün sonra Aden’i fethetmiş, aynı senenin 27 Ağustos günü Hindistan’a ulaşıp Portekizlilerin en mühim üslerinden biri olan Diu Adası’nı muhasara etmiş ve bu meşhur Hindistan Seferi tam bir yıl sürmüştür.[3]

KAYNAKLAR;

[1]- Kronoloji, c. 2

[2]- Yılmaz Öztuna, Türkiye Tarihi, c. 6

[3]- Mustafa Müftüoglu, yalan söyleyen tarih utansin, cilt 2 sayfa 105-107

Author;

AuthorCaliphate Defence Force
TiktokCaliphate Defence Force
InstagramCaliphate Defence Force
TwitterTalha Ibn Yusuf
UpscrolledCaliphate Defence Force
YoutubeIftira Tarih Utansin
ScribdCaliphate Defence Force

Bir Cevap Yazın