Ramazan Bayramı Vesilesiyle Bir Dua ve Hatırlatma!

Published by

on

Sayf Al-Furqan Publications, From Darkness Toward Light
Defending Islam. Exposing Falsehood. Calling to Truth.
بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

Kardeşlerim, yarın inşallah Ramazan Bayramı. Bayramda hepimiz, belki ne zamandır görmediğimiz ailelerimizle, yakınlarımızla, kardeş ve arkadaşlarımızla buluşacağız. Belki çok eğleneceğiz. Ama unutmayın ki, dünyanın her yerinde, yıllardır gördüğü tek şey muhafızlar olan, binlerce mazlum Müslümanlar var. Her gün bomba sesleri ile uyanan yine binlerce Müslümanlar var. Ey kardeşlerim, bayramın heyecanı ile, arkadaşlarımız ve ailemizle geçirdiğimiz vakitlerden dolayı sakin dünyadaki başka kardeşlerimizi unutmayalım. Sizler belki evinizde rahat, sıcak kahvenizi içerken öbür taraftaki kardeşlerimiz canla, başla bir gram ekmek için mücadele ediyor. Yapabildiklerimiz çok kısıtlı, en azından yapabildiklerimizi yapalım da Allah’ın huzuruna çıktığımızda; elimiz, ayağımız, gözlerimiz bizim aleyhimize değil lehimize konuşsun

Kafir ve zalim tağhutlar; içiniz rahatmı? 10 KILOMRTRE ÖTEDE ÇOCUKLAR AÇLIKTAN ÖLÜRKEN ONLARCA KUZUYU 5 KIŞI IÇIN KESEN SIZLERIN VICDANI RAHATMI? FILISTINI. KULLANARAK SEÇIMLERI KAZANAN, SONRADA YAHUDIYE SILAH SATAN KAFIR, IÇIN RAHATMI? MILYONLIK SARAYLARINIZDA KAHVENIZI YUDUMLARKEN, YANINIZDAKI ÇOCUKLAR ÇAMURLARDA YATIYOR, RAHATMISINIZ?

Yemin ederim ki Allah görüyor, yemin ederim ki Allah duyuyor, yemin ederim ki hepimiz şahitiz. O gün geldiğinde hakimin bizzat şahit olacağı bir mahkeme kurulacaktır…

Evet, o inkâr edenleri ve zulmedenleri Allah ne bağışlayacak, ne de onlara bir kurtuluş yolu gösterecektir. Allah onlara ancak içinde ebedî olarak kalacakları cehennem yolununu gösterecektir. Bunu yapmak Allah için pek kolaydır.[Nisâ / 168-169. Ayet]

Cennetlikler, cehennemliklere seslenir: “Rabbimizin bize vadettiğinin hak olduğunu bulduk. Siz de Rabbinizin (size olan azap) vaadinin hak olduğunu buldunuz mu?” (Onlar:) “Evet.” der. (Bunun üzerine) aralarından bir münadi: “Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun.” diye seslenir. (7/A’râf 44)

Kücük bir dua;

Allah’ım, sen her şeyin en iyi bilicisisin. Bizleri, Filistin’deki kardeşlerimizin acılarına ve zulümlerine karşı duyarsız kalmaktan koru. Filistin topraklarında yaşayan Müslüman kardeşlerimiz için huzur, güvenlik ve özgürlük diliyoruz. Onların sıkıntılarını dindir, zulme uğrayanları kurtar ve mazlumların yardımcısı ol. İslam ümmetinin birliğini sağla ve İslam coğrafyasında hâkim olacak adil bir hilafet sistemi ihsan eyle. İç ve dış düşmanların hilelerini boz, Müslümanların birlik ve dayanışma içinde olmasını nasip eyle. Dualarımızı kabul buyur, zulme uğrayan herkesin yardımcısı ol. AMIN

Dua etmeye tesvik amacli bazi ayet ve hadisler;

Hz. Enes (r.a.) şöyle dedi:«Rasulullah (s.a.v.) Ramazan Bayramı’nın birinci günü hutbe okurdu. Sonra namaz kılardı. Namazı bitirdikten sonra, namazgahın önünde durur ve cemaate hitap ederdi: ‘Ey insanlar! Allah sizleri kurtuluşa erdirdi. Bu bayram günü sizi Ramazan ayından kurtardı ve şu güne eriştirdi. Öyleyse Rabbinizin rahmetiyle şenlenin ve Allah’ın size verdiği nimetleri hatırlayın ki, doğru yolu bulasınız.’»[1]

“Allah Teâlâ katında duadan daha kıymetli bir şey yoktur.”[2]

“Amellerinizin en hayırlısını, Allah katında en değerlisini altın ve gümüş dağıtmaktan daha hayırlı ve derecelerinizi daha yükselten, düşmanla karşılaşıp savaşmaktan daha hayırlı bir şeyi size haber vereyim mi?” diye sordu. Orada bulunan sahabe: “Evet, haber ver ey Allah’ın elçisi!” deyince Hz. Peygamber (s.a.s.): “Her zaman ve her zeminde Allah’ı devamlı hatırlayıp gündemde tutmaktır.” dedi.[3]

Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: “Bayram günlerinde Resulullah (s.a.v.) bize namazı kıldırırdı, sonra minbere çıkar ve hutbe verirdi. Sonra da bize hutbe verirdi. Sonra da bize dua ederdi; bu dua, ayaklarımızın titremesine sebep olacak kadar uzun olurdu.”[4]

Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: “Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: ‘Bir mümin, kardeşi için gıyabında dua ettiği sürece, Allah onun melekûtundaki ihtiyaçlarını karşılar. İki mümin karşılıklı bulunduğunda birbirlerine dua ederlerse, melekler onların için ‘Amin’ derler.”[5]

Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: “Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: ‘Mümin kardeşi için gıyabında dua eden bir kimseye, Cibril (a.s.) der ki: ‘Amin! Amin! Ve sana da aynısı olsun.'[6]

“Dua, başa gelen ve gelmeyen belaya karşı fayda sağlar. Ey Allah’ın kulları, duaya sarılınız!”[7]

Nu’man İbnu Beşîr (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm): “Dua ibadetin kendisidir” buyurdular ve sonra şu âyeti okudular. (Meâlen): “Rabbiniz: “Bana dua edin ki size icâbet edeyim. Bana ibadet etmeyi kibirlerine yediremeyenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir” buyurdu.” (Gâfir 60).[8]

İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kime dua kapısı açılmış ise ona rahmet kapıları açılmış demektir. Allah’a taleb edilen (dünyevî şeylerden) Allah’ın en çok sevdiği afiyettir. Dua, inen ve henüz inmeyen her çeşit (musibet) için faydalıdır. Kazayı sadece dua geri çevirir. Öyle ise sizlere dua etmek gerekir.”[9]

Ubâde İbnu’s-Sâmit (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Yeryüzünde, mâsiyet veya sıla-i rahmi koparıcı olmamak kaydıyla Allah’tan bir talepte bulunan bir Müslüman yoktur ki Allah ona dilediğini vermek veya ondan onun mislince bir günahı affetmek suretiyle icabet etmesin.”[10]

Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Her gece, Rabbimiz gecenin son üçte biri girince, dünya semasına iner ve: “Kim bana dua ediyorsa ona icabet edeyim. Kim benden bir şey istemişse onu vereyim, kim bana istiğfarda bulunursa ona mağfirette bulunayım” der.”

Rivayetin Müslim’deki bir vechi şöyle: “Allahu Teâla gecenin ilk üçte biri geçinceye kadar mühlet verir. Ondan sonra yakın semâya inerek şöyle der: “Melik benim, Melik benim. Kim bana dua edecek?”[11]

Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Ezanla kaamet arasında yapılan dua reddedilmez (mutlaka kabule mazhar olur.)”

“Öyleyse, dendi, “ey Allah’ın Resûlü, nasıl dua edelim?”

“Allah’tan, dedi, dünya ve âhiret için âfiyet isteyin!” [12]

“Müslüman kişi için üç vakit vardır, onlarda dua ederse, sıla-i rahmi kıran ve günah olan bir şey taleb etmedikçe, kendisine mutlaka icabet edilir:  Namaz için müezzin ezan okurken susuncaya kadar, savaşta iki saf karşılaşınca Allah aralarında hükmedinceye kadar, yağmur yağarken kesilinceye kadar.” [13]

Kullarım sana, benden soracak olurlarsa, şüphesiz ki ben onlara yakınım. Dua edenin duasına icabet ederim. (Öyleyse) onlar da benim davetime icabet etsinler ve bana iman etsinler ki (akıl, doğruluk ve olgunluk sahibi olan) rüşt ehlinden olsunlar.[14]

Ey iman edenler! Allah’tan korkup sakının ve (sizi) Allah’a (yakınlaştıracak) vesileler arayın. Allah yolunda cihad edin. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.[15]

Rabbimiz, “De ki: Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.”[16]

PEKI BUKADAR AYET VAR DUA’M NEDEN KABUL OLMUYOR?

“Sizden biriniz, ‘Ben (Rabbime) dua ettim de duam karşılık görmedi.’ deyip acele etmediği müddetçe, duası karşılık bulur.”[17]

“Allah’a, kabul edileceğine gerçekten inanarak dua ediniz. Biliniz ki Allah, ciddiyetten uzak ve umursamaz bir kalp ile yapılan duaları kabul etmez.”[18]

Dua kaderi değiştirmez, ama dua kaderdendir. Bununla  beraber,  dua mendub kılınmış, nezir nehyedilmiştir. Bunun sebebi, dua peşin, acil bir ibadettir, duada Allah’a teveccüh, tazarru, hudu açıkça görülür. Nezirde böyle değildir, bunda ibadet, dileğin husulüne te’hir edilmektedir, amel zaruret anına  terkedilmektedir.

kaynaklar;

[1]- Ibn Mâce, İkametu’s-Salât, 191 (1297)

[2]- Tirmizi, Deavât, 1; İbn Mâce, Dua, 1

[3]- Tirmizi, Deavât, 7

[4]- Buhari, Ezan, 160

[5]- Tirmizi, Daavat, 82

[6]- Sahih Müslim, Zikir, 93

[7]- Tirmizi, Deavât, 101

[8]- Tirmizî, Tefsir, Gâfir, (2973); Ebû Dâvud, Salât 358, (1479).

[9]- Tirmizî, Daavât 112, (3542).

[10]- Tirmizî, Da’avât 126, (3568)

[11]- Buhârî, Tevhid 35, Teheccüd 14, Daavât 13, Müslim,Salâtu’l-Müsâfirin 166, (758); Muvatta, Kur’ân 30, (1, 214); Tirmizî, Daavât 80, (3493); Ebû Dâvud, Salât 311, (1315).

[12]- Ebû Dâvud, Salât 35, (521); Tirmizî, Salât 46, (216), Daavât 138, (3588, 3589).

[13]- İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/523.

[14]- 2/Bakara 186

[15]- 5/Mâide 35

[16]- 25/ Furkân 77

[17]- Müslim, Zikir ve Dua, 91

[18]- Tirmizi, Deavât, 65

Author;

AuthorCaliphate Defence Force
TiktokCaliphate Defence Force
InstagramCaliphate Defence Force
TwitterTalha Ibn Yusuf
UpscrolledCaliphate Defence Force
YoutubeIftira Tarih Utansin
ScribdCaliphate Defence Force

Şuna bir yanıt: “Ramazan Bayramı Vesilesiyle Bir Dua ve Hatırlatma!”

  1. Sevinç ve Kan: Aynı Gün, Farklı Coğrafyalar – Hayat Iman Ve Cihad Avatar

    […] Bir sene önceki makalemiz; Ramazan Bayramı Vesilesiyle Bir Dua ve Hatırlatma! […]

    Beğen

Bir Cevap Yazın