ÖLÜLERE KURAN OKUMAK CAIZ MI?

Published by

on

Sayf Al-Furqan Publications, From Darkness Toward Light
Defending Islam. Exposing Falsehood. Calling to Truth.
بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

“Ölüye Kur’an okunabilir” ifademiz, sizin anladığınız gibi gösteriş ve riya amacıyla değil; aksine ihlasla Kur’an okuyup sevabını ona gönderme niyetiyle kullanılmaktadır.


1- ÖLÜYE KURAN OKUNMASI

Ebû Hureyre (Radıyallâhü Anh)’den rivâyet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem) bu konu hakkında şöyle buyurmuştur:

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قال: «إِذَا مَاتَ الْإِنْسَانُ انْقَطَعَ عَنْهُ عَمَلُهُ إِلَّا مِنْ ثَلَاثَةٍ: إِلَّا مِنْ صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ، أَوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِهِ، أَوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ».

“İnsanoğlu öldüğü zaman, bütün amellerinin sevabı da sona erer. Ancak şu üç şey hariçtir: Sadaka-i câriye, (geriye bıraktığı) istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat.”[1]

Hadiste, kişinin hayatta iken yaptığı maddi ve manevi iyiliklerin sebep olduğu sevapların ölümden sonra da kendisine yazılacağı açıkça belirtilmiştir. “Sadaka-i câriye” ifadesi maddi sevapları temsil ederken, “istifade edilen ilim” ve “kendisine dua eden hayırlı evlat” gibi unsurlar manevi sevapları işaret etmektedir. Bu çerçevede, ölünün ardından gerçekleştirilen Kur’an okumanın manevi bir eylem olduğu ve ölü adına yapılan hayırlı bir amel olduğu düşünüldüğünde, Kur’an okumanın ölüye faydalı olacağı açıkça görülmektedir.


İbn Abbâs (Radıyallâhü Teâlâ Anhüma)’dan nakledilen diğer bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:

مَرَّ النبيُّ صَلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ بقَبْرَيْنِ فَقالَ: إنَّهُما لَيُعَذَّبَانِ وما يُعَذَّبَانِ في كَبِيرٍ أمَّا أحَدُهُما فَكانَ لا يَسْتَتِرُ مِنَ البَوْلِ وأَمَّا الآخَرُ فَكانَ يَمْشِي بالنَّمِيمَةِ، ثُمَّ أخَذَ جَرِيدَةً رَطْبَةً فَشَقَّهَا نِصْفَيْنِ فَغَرَزَ في كُلِّ قَبْرٍ واحِدَةً قالوا: يا رَسولَ اللَّهِ لِمَ فَعَلْتَ هذا؟ قالَ: لَعَلَّهُ يُخَفِّفُ عنْهما ما لَمْ يَيْبَسَا.

Allah’ın Resûlü (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) iki kabre denk geldi ve şöyle buyurdu:

Şüphesiz bunlar azap olunuyorlar ve büyük bir günahtan dolayı da azap olunmuyorlar. Onlardan biri idrarından sakınmaz, diğeri ise söz taşırdı.

Sonra Allah’ın Resûlü (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) yaş bir hurma fidanı istedi. Daha sonra da çubuğu ikiye bölerek, bir parçasını birinin, diğer parçasını da diğerinin (kabri) üzerine dikti.

Sahabîler sordular:

Ya Resulallah! Niçin böyle yaptın?

Allah Resûlü (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

Umulur ki bunlar kurumadığı müddetçe azapları hafifletilir.[2]

Bu hadisdede küçük dal parçalarının bile ölüye faydası olduğu yazmaktadır. Ayrıca bu hadis-i şeriften çiçek ve bitki gibi şeylerin kabirlerin üzerine dikilmesinde herhangi bir beis olmadığı da anlaşılmaktadır. Aksine onların hem Allahü Teâlâ’yı zikretmeleri ve hem de etrafta bulunan canlı varlıkların kendilerinden istifade etmeleri sebebiyle ölüye faydası vardır.


Peygamberimiz şöyle buyurmuştur;

أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «…وَيس قَلْبُ الْقُرْآنِ، لَا يَقْرَؤُهَا رَجُلٌ يُرِيدُ اللهَ والدَّارَ الْآخِرَةَ إِلَّا غُفِرَ لَهُ، وَاقْرَءُوهَا عَلَى مَوْتَاكُمْ».

“…Yâsîn, Kur’ân’ın kalbidir. Bir kimse onu Allâh’ın rızâsını ve âhireti talep ederek okursa, muhakkak ki günahları bağışlanır. Ve siz ölülerinize de Yâsîn (sûresini) okuyunuz.”[3]


Diğer bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:

«إِذَا مَاتَ أَحَدُكُمْ فَلَا تَحْبِسُوهُ، وَأَسْرِعُوا بِهِ إِلَى قَبْرِهِ، وَلْيُقْرَأْ عِنْدَ رَأْسِهِ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ، وَعِنْدَ رِجْلَيْهِ بِخَاتِمَةِ الْبَقَرَةِ فِي قَبْرِهِ»

“Sizden biri vefât ettiğinde onu (fazla) bekletmeyin! Onu serî bir şekilde kabrine götürün! Kabrinin baş ucunda Fâtiha sûresi ve ayak ucunda da Bakara sûresinin sonu  (Âmene’r-Resûlü) okunsun!”[4]


Diğer bir hadiste peygamberimiz şöyle buyurmuştur;


“Kardeşiniz için istiğfarda bulunun ve (Allah’tan) onun için (kabir suallerine karşı) sebatı isteyin. Çünkü o şu anda hesaba çekiliyor.” [5] buyurmuşlardır.


Alâ b. el-Leclâc’ın oğlu Abdurrahman şöyle demiştir:

“Babam bana şöyle dedi:

«Ey oğul! Öldüğümde bana lâhit türü bir kabir kaz! Beni kabrime koyduğun zaman;

بِسْمِ اللّٰهِ وَعَلٰى مِلَّةِ رَسُولِ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
Allâh’ın adıyla ve Resûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’in dîni üzere (seni Hakk’a yolcu ediyoruz) de! Sonra üzerime kürek kürek toprak at! Akabinde baş ucumda Bakara sûresinin başını ve sonunu oku![6]

Yahyâ b. Ma‘în, İbn Asâkir ve Ebû Tâhir es-Silefî (Rahmetullâhi Aleyhim) rivayetin sonunda Alâ b. el-Leclâc’ın “Abdullah b. Ömer (Radıyallâhü Anhümâ)’nın böyle söylediğini işittim” dediğini zikretmişlerdir.

Taberânî (Rahmetullâhi Aleyh) ise rivayetin sonunda Alâ b. el-Leclâc’ın “Ben Resûlullah (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz’in böyle buyurduklarını işittim” demiş ve buradan da rivayetin merfu olduğu anlaşılmıştır.

Ebü’l-Kâsım el-Lâlekâ’î, Beyhakî ve İbn Ebi’s-Sürûr el-Makdisî (Rahmetullâhi Aleyhim) ise rivayetin sonunda Alâ b. el-Leclâc’ın “Abdullah b. Ömer (Radıyallâhü Anhümâ)’dan bunu müstehap olarak kabul ettiğini işittim” dediğini zikretmişlerdir.

KAYNAKLAR;

[1]- Müslim, Vasıyyet, 3/1255 (1631/14); Ebû Dâvûd, Vesâyâ, (2880); Tirmizî, Ahkâm, (1376).
[2]- Buharî, Vudu, 55; Müslim, Tahâret, 34; Ebû Dâvûd, Tahâret, 11; Tirmizî, Tahâret, 53; Nesâî, Tahâret, 27)
[3]- Ahmed b. Hanbel, Müsned, 33/417 (20300); Nesâî, Amelü’l-Yevm, s. 581 (1075); Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr, 20/220.
[4]-Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr, 12/444 (13613); Beyhakî, Şu‘abü’l-Îmân, 11/471-472 (8854); Deylemî, el-Firdevs, 1/284 (1115).
[5]- Ebû Dâvûd, Cenâiz, (3221).
[6]-Yahyâ b. Ma‘în, Târîh (Abbas ed-Dûrî rivâyeti), 4/449; Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr, 19/220 (491); Ebü’l-Kâsım el-Lâlekâ’î, Şerhu Usuli İ‘tikâdi Ehli’s-Sünne, 6/1227 (2174); Ebû Bekir ed-Dîneverî, el-Mücâlese ve Cevâhiru’l-‘İlm, 3/128-129 (757); İbn Asâkir, Târîhu Dimaşk, 50/297; Ebû Tâhir es-Silefî, et-Tuyûriyyât, 2/448-449 (394); İbn Ebi’s-Sürûr el-Makdisî, el-Kelâm alâ Vusûli’l-Kırâ’ati ala’l-Meyyit, s. 227. Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Cenâiz, (3213); Ahmed b. Hanbel, Müsned, 9/42 (4990).

2- MEZHEPLERE GÖRE

HANIFI MEZHEBI
Hanefi mezhebinde, kabirde olsun başka mekânlarda olsun, ölülere Kur’an okumak caizdir. Hanefiler okunan Kur’an’ın sevabının bağışlanması durumunda bunun ölüye ulaşacağını kabul ederler.[2]

Kişi namaz, oruç, zekât, hac ve Kur’an okumak gibi bir ameli işler de sevabını başkasına bağışlarsa, bunu hangi niyetle yaparsa yapsın, bu yapılan bağış yerine ulaşır ve kendisine bağış yapılan kişi bundan faydalanır. Ölü veya diri olması fark etmez.[3]

Muhaddis ve fakih İbni Aynî’den İbni Âbidin’e kadar, hemen hemen bütün Hanefi âlimleri bunda müttefiktirler.

HANBELI MEZHEBI
Hanbeli mezhebindeki görüş de Hanefiler gibidir. Hanbeli mezhebinde, ölülere Kur’an okumak caizdir. Ahmed İbni Hanbel Hazretleri önceleri kabirlerde Kur’an okunmasını caiz görmemiştir. Daha sonra ise bu fetvasından dönmüştür. Onun dönmesine sebep olan hadise şudur:

Ahmed İbni Hanbel Hazretleri Muhammed b. Kudâme el-Cevherî ile birlikte bir cenazeye katılmışlardı. Bir adam bu esnada kabrin başında Kur’an okumaya başladı. İbni Hanbel Hazretleri:

“Ey falanca, kabirde Kur’an okumak bidattır!”

diyerek Kur’an okumasına engel oldu. Bunun üzerine, yanındaki Muhammed b. Kudâme, Ahmed İbni Hanbel’e şöyle sordu: 

— Mübeşşir b. İsmail el-Halebî hakkındaki düşüncen nedir? Ve ondan hadis aldın mı?

İbni Hanbel Hazretleri bu kişinin güvenilir olduğunu ve ondan hadis aldığını söyledi. Bunun üzerine Muhammed b. Kudâme, Leclac hadisini Mübeşşir b. İsmail’in kendisine rivayet ettiğini söyledi. Leclac hadisi şöyledir:

Sahabeden Leclac Hazretleri, oğluna vasiyette bulunurken şöyle demiştir:

Oğulcuğum! Ben öldüğüm zaman beni mezara göm. Beni mezara koyduğun zaman şöyle de:
 بِسْمِ اللَّهِ وَعَلَى مَلَّةِ رَسُولِ اللَّهِ 
Sonra da üzerime toprak atarak düzelt. Daha sonra da başımın ucunda Bakara suresinin baş tarafını ve son kısmını oku. Zira ben Hazreti Peygamberin böyle dediğini duydum.[4]

Bu hadisi duyan İbni Hanbel Hazretleri Kur’an okumasını engellediği adamı çağırttı ve okumasına devam etmesini istedi.[5]

Ahmed İbni Hanbel Hazretleri şöyle demektedir: 

وإذا دخلت المقبرة فاقرأ آية الكرسي وسورة الإخلاص ثلاث مرات وادع كما يلي: اللهم أدخل أجره إلى أهل هذا القبر.

Kabristana girdiğinizde Ayete’l-Kürsî ve üç defa İhlas suresini okuyarak şöyle dua ediniz: Allah’ım, onun ecrini şu kabir halkına ulaştır.[6]

قراءة سورة الفاتحة وسورة الموازيتين والإخلاص. ثم التبرع به لأهل القبر. لأنه يصل إلى الموتى.

Fatiha suresini, Muavizeteyn ve İhlas surelerini okuyun. Sonra da bunu kabir halkına bağışlayın. Çünkü o, ölülere ulaşır.[7]

Kudâme el-Makdisî ve İbni Teymiye bunun Imamın son görüşü olduğunu söylerler[8]

Hanbeli mezhebinde, kişinin, kendi kabri üzerine Kur’an okumayı vasiyet etmesi caizdir.Çünkü onlara göre, şu üç durumda Kur’an’ın sevabı ölüye ulaşır: Kabrin yanında okumak, okumadan sonra dua etmek, sevabını ölünün ruhuna niyet ederek okumak.[9]

Bu konuda Hanbeliler Hanefiler gibi çerçeveyi geniş tutarak, “Ne tür ibadet olursa olsun, kişi yaptığı ibadetin sevabını ölülere bağışlarsa, Allah’ın izniyle ölü bundan faydalanır.”demişlerdir.

ŞAFII MEZHEBI
İmam Gazâlî, İbnü’s-Salah, İmam Nevevî, Muhibbu’t-Taberî, İbnu’r-Rıfat, İbni Hacer, İmam Süyûtî, İmam Şirbînî gibi neredeyse bütün Şafiî âlimleri ölülere Kur’an okunabileceğini kabul etmiştir.


Ziyaretçilerin kabirde Kur’an’dan bir bölüm okumaları müstehaptır. Şayet Kur’an’ın tamamını okurlarsa bu daha güzel olur.[10]


İbni Kayyim Hasan b. Sabbah Zaferanî’nin şu sözünü nakleder:
İmam Şafiî’ye sorduğum zaman o:

“Kabirde Kur’an okumanın hiçbir sakıncası yoktur.”demiştir.[11]

KAYNAKLAR;

[1]- Müslim, Buhari
[2]- İbni Nüceym, el-Bahru’r-Râik, III, 63; Meydânî, el-Lübab, I, 38; İbni Âbidin, Reddü’l-Muhtar, I, 844
[3]- Aynî, el-Binâye, III, 844-845
[4]- Taberânî, XIX, 220, 221; İbni Asâkir, Tarihu Dimeşk, XXXXX, 292; Beyhakî, IV, 56
[5]- İbni Kudâme, el-Muğnî, II, 424
[6]- İbni Kudâme, el-Muğnî, II, 424; Kurtubî, et-Tezkira, I, 96
[7]- Kurtubî, et-Tezkira, I, 96
[8]- İbni Kudâme, el-Muğnî, II, 424; İbni Kudâme, eş-Şerhu’l-Kebîr, II, 424; İbni Teymiye, Mecmû’ul-Fetâvâ, XXIV, 366
[9]- Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslamî, VIII, 51
[10]- Nevevî, el-Ezkâr, 137
[11]- İbni Kayyîm el-Cevziyye, Ruh, 19

***

kendilerinden esinlenilmiştir;

1- Sorularla islamiyyet

2- İsmailağa Telif ve Araştırma Merkezi

Author;

AuthorCaliphate Defence Force
TiktokCaliphate Defence Force
InstagramCaliphate Defence Force
TwitterTalha Ibn Yusuf
UpscrolledCaliphate Defence Force
YoutubeIftira Tarih Utansin
ScribdCaliphate Defence Force

Bir Cevap Yazın