Osmanlı’da Uyuşturucu

Published by

on

Sayf Al-Furqan Publications, From Darkness Toward Light
Defending Islam. Exposing Falsehood. Calling to Truth.
بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

Kemalistler, tarihten haberleri olmayan müşrikler gibi, Atatürk’ün eroin fabrikalarını kapattırdığını iddia etmektedir. Ancak bunun doğru olmadığını söylediğimizde, bizi Osmanlı üzerinden eleştirmeye çalışıyorlar. Gelin, Osmanlı Hilafet Devleti dönemindeki uyuşturucu politikalarını birlikte inceleyelim.

Makalenin devami; Cumhuriyet Dönemi ve Eroin

Osmanlı’da Uyuşturucu

Osmanlı’da Uyuşturucu Üretilip Satılıyor Muydu?

Evet, Osmanlı döneminde uyuşturucu üretimi ve satışı yapılıyordu. Bunu inkâr eden yok. Ancak, bu gerçeği kabul ettiğimizde içimiz rahat mı? Nedenini sormayacak mıyız? Devletin bu duruma karşı tutumunu sorgulamayacak mıyız? Gelin, bu konuyu kaynaklarla birlikte inceleyelim.

Öncelikle, Neden Eroin Kullanılıyordu?1

Osmanlı ekonomik ve toplumsal hayatı diğer Türk İslam medeniyetlerinin devamı niteliğindeki yapısıyla dikkati çekmiştir. Bu devamlılığın bir parçası olarak ekonomik, sosyal ve kültürel yapılarda geçmişten devralınan mirasın önemli izleri bulunmuştur. Osmanlı Devleti’nin geçmişten devraldığı miraslardan birisi de tıbbi tedavi yöntemleri ve tedavide kullanılan bazı bitkilere yönelik tüketim alışkanlıklarıdır. Nitekim özellikle haşhaş ve kenevir bitkisi, Osmanlı sosyoekonomik hayatında uyuşturucu maddelere kaynaklık vazifesi görerek tedavide önemli bir yere sahip olmuştur. Osmanlılarda sağlık alanında kullanılan maddelerden esrar; sıtma, romatizma, gut gibi hastalıkların tedavisinin yanı sıra çeşitli rahatsızlıklarda ağrı kesici işlevi görmüş, özellikle mide ve bağırsak ağrıları ile yarım baş ağrılarını gidermek için sıklıkla kullanılmıştı.2

Yine Osmanlı toplumunda “beng” adıyla zikredilen esrarın yanı sıra amber, tarçın, safran gibi aromatik maddelerle afyonun karıştırılması suretiyle de ağrı kesici ilaçlar elde edilmeye çalışılmıştır. Bundan dolayı afyon, Osmanlılarda en çok müracaat edilen ağrı kesici olarak kendini göstermiş, tedavide ise tentür veya ekstre hâlinde yaygın şekilde başvurulmuştur.3

Özellikle XIV. yüzyıldan itibaren yazılmış tıp eserlerinde tedavi edici özellikleri nedeniyle afyondan sıkça söz edilmektedir. Hatta bir tür afyonlu macun olan “berş” maddesinin sindirim sistemine (özellikle yemek hazım sorunu ve mide rahatsızlıklarına), boşaltım sistemine ve bel ağrılarına fayda sağladığı belirtilmekteydi.4

Nitekim afyon ve karışımları, toplumunun geneli tarafından benimsenerek anestetik amaçlarla çeşitli ağrı ve sızıların tedavisinde ve öksürük gibi rahatsızlıklarda yumuşatıcı vazifesi görmüş, sadece halk arasında değil, saray hekimlerince de yaygın şekilde kullanılmıştı.5

Afyon ve esrar, sağlık alanındaki kullanımının yanı sıra İlk Çağ toplumlarından itibaren keyif amacıyla kullanılan ürünler olarak dikkati çekmiştir. İslam toplumlarında ise IX. yüzyıldan itibaren ortaya çıkan keyif amacıyla kullanım, daha sonra Türk İslam toplumlarına sirayet etmeye başlamış ve Osmanlı toplumuyla devam etmiştir.6

Gördüğünüz gibi, afyonun ilk kullanım amacı, eskiden olduğu gibi tıbbi ihtiyaçlara dayanıyordu.

Ancak zamanla milletin, afyonu kendi heva ve heveslerine göre, yani eğlence amaçlı ve kafa bulmak için kullandığını fark eden İslam devleti, bu duruma karşı önlemler almış ve farklı politik ile itikadi tutumlar sergilemiştir.

Metnin devamında, bu tutumları detaylı bir şekilde göreceksiniz.

Devletin tutumu

Uyuşturucu maddeye kaynaklık eden afyon ve esrar, eski medeniyetlerde olduğu gibi İslam medeniyet havzasında öncelikli olarak tedavide ve ilaç yapımında kullanıma sahip olduğu için kamu otoriteleri ve toplumun geneli tarafından uyuşturucu maddelere başlangıçta olumsuz bakılmamıştır. Ancak ilerleyen süreçte maddelerin keyif verici özelliklerinin farkına varılması, afyon ve esrara karşı daha titiz bir bakış açısının gelişmesine ve mücadele politikalarının hayata geçmesine imkân sağlamıştır. Uyuşturucu maddenin keyif amacıyla kullanımına dair İslam dünyasındaki ilk örnekler, İslam dininin doğuşundan sonraki yüzyıllara tekabül etmektedir.

Kutsal kitapta uyuşturucu maddeyle ilgili hükümlere rastlanmamasına rağmen toplumda keyif amacıyla kullanıma dair örneklerin ortaya çıkması, meselenin fıkıhçıların gündemine girmesini sağlamıştır. Böylece uyuşturucu maddelere karşı mücadele edilmesi gerektiği vurgulanmaya başlanmıştır.7

Uyuşturucu maddelerle mücadele edilmesi yönünde İslam toplumlarında geçerli olan bu bakış açısı, aynı şekilde Osmanlı toplumunda genel kabul görmüş, bilhassa afyon ve benc gibi uyuşturucu maddelerin tedavi dışında keyif verici olarak tüketimine karşı mücadele politikaları benimsenmiştir.8

Uyuşturucu madde vasfı taşıyan maddelerle devletin mücadele çalışmaları ise kendini öncelikli olarak adalet, idare, iktisat, sağlık gibi toplumu ve devleti doğrudan ilgilendiren alanlarda göstermiştir.

Adli-İdari Alanda Mücadele Çalışmaları

Osmanlı devlet sistemi kendi içinde bütünlük arz eden yapısıyla dikkati çekmektedir. Bu yapı dâhilinde siyasi, dinî, askerî, mali, idari ve hukuki alanda bir mesele ortaya çıktığında karar verme merciinde olan birimler, ilgili alanları göz önünde bulundurarak bir karara varmak durumundaydılar.

Devletin bu bütüncül bakış açısını bazı devlet yetkililerinin görev ve sorumluluk tanımları içerisinde görmek mümkündü.

Örneğin kadıların adli görevlerinin yanında mülki, beledî, mali, askerî sorumluluklarının bulunması bunun göstergelerindendi.9

Osmanlı sisteminin bütüncül bakış açısı, uyuşturucu madde gibi devleti ve toplumu yakından ilgilendiren meselelerde karşımıza çıkmaktadır ve bu bağlamda birçok alanda olduğu gibi özellikle adli ve idari mekanizmaları birbirinden bağımsız düşünmemek icap etmektedir. Çünkü uyuşturucu madde kullanımı gibi devleti ve toplumu tehdit eden bir sorun karşısında önce hukuki bir karar verilmesi, arkasından da verilen kararın idari birimlerce titizlikle uygulanması, güçlü bir devlet ve hukuk sistemini gerekli kılmıştır.

Osmanlı hukuk sistemi çerçevesinde uyuşturucu madde meselesine bakıldığında devlet yönetimi tarafından madde kullanımı, dinî içtihatlara göre haram kabul edildiği için buna, adli ve idari birimlerce müsamahalı bir yaklaşım sergilenmemeye çalışılmıştır.

Bundan dolayı kaynağını İslam hukukundan alan Osmanlı hukuk sistemine göre uyuşturucu özelliği taşıyan afyon, esrar gibi maddelerin keyif amacıyla kullanımı, suç ve ceza siyaseti çerçevesinde ele alınmıştır.

Nitekim madde kullanımı, bazı fıkıhçılara göre had cezası olarak kabul edilse de çoğunluğun görüşüne göre ta’zîr cezasını gerektiren bir fiil olarak değerlendirilmişti.10

Bu doğrultuda uyuşturucu özelliği taşıyan maddelerin İslam hukuku açısından titizlikle değerlendirildiğini Osmanlı Devleti’nde şeyhülislam fetvalarında görmek mümkündür.

Bunlar içerisinde XVI. yüzyılın ilk yarısında şeyhülislam olan İbn Kemal, afyon ve esrarın sağlık amacı dışında keyif verici olarak kullanmanın haram olduğunu, bunları içen ve satanlara ta’zîr cezaları verilmesi gerektiğini vurgulamıştır.11

Yine XVI. yüzyılın ikinci yarısının önemli ismi şeyhülislam Ebüssuûd Efendi de uyuşturucu kullanımının menedilmesi, kullananlara ta’zîr cezaları verilmesi ve suç unsuru maddelerin derhâl imhası yönünde fetvalar vermiştir.12

Şeyhülislamların afyon ve uyuşturucu özelliği olan madde kullanımının sakıncaları ve bunların temin edildiği ortamlara dikkat edilmesi gerektiği yönündeki görüşlerine rağmen uyuşturucu özelliği olan maddelerin kullanımının görülmesi, özellikle XVI. yüzyılın ikinci yarısında merkezi devlet yöneticilerini daha katı tedbirler almaya yöneltmişti.

Bu noktada şeyhülislamların şeri hukuk sistemine dayanan fetvalarıyla birlikte afyon, beng ve berş gibi maddeleri kullananlarla, kullandıranların ta’zîr cezaları kapsamında kürek başta olmak üzere hapis, sürgün ve siyaseten katl’e varıncaya kadar çeşitli cezalara tabi tutulmaları, XVI. yüzyılın ikinci yarısına ait arşiv belgelerinde dikkati çeken hususlar arasındadır.13

Osmanlı Klasik Dönemi’nde uyuşturucu maddelere karşı suç ve ceza yaklaşımında önemli bir dönem de XVII. yüzyılın ilk yarısında padişah olan IV. Murad devridir. Nitekim IV. Murad, fazla dozda afyon alındığı takdirde bu maddenin insanı sarhoş ettiğini öğrenince, afyon başta olmak üzere bağımlılık yaptığı bilinen bütün maddeleri tebaasına anında yasak ettirmişti.14

Ayrıca Padişah bununla da sınırlı kalmayarak daha önceki yüzyıllarda olduğu gibi uyuşturucu maddelerin mekânsal kaynağı olarak gördüğü İstanbul’daki kahvehanelerin de kapatılmasına, kapatma yasağına uymayanların daha şiddetli cezalandırılmasına karar vermişti.

Ancak bütün yasaklamalara rağmen özellikle afyon tiryakiliği, toplumun bir kısmında görülmeye devam etmişti. Çünkü cezai yaptırımlara rağmen hem haşhaş üretiminin Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaygın oluşu hem yasaklamalara rağmen kaçak yollardan da olsa kahvehane alışkanlığının devam etmesi hem de bu mekânlarda uyuşturucu kullanımının geçmişten beri düzenli bir faaliyet olarak algılanması, kullanım sorununu tamamen ortadan kaldıramamıştır.15

Osmanlı Devleti’nde adli ve idari alanda mücadele çalışmaları daha önceki yüzyıllarda olduğu gibi XVIII. yüzyılda da devam etmekteydi.

Bu yüzyılda devletin afyon ve esrar konusundaki engelleyici tavrı devam etse de afyon kullanımı ve tiryakiliği halk arasında yayılmaya başlayınca devlet idaresi, 1723 (H 1136) yılında şeyhülislamdan fetva alıp daha kararlı bir şekilde afyon tiryakiliği yasağı ilan etmeye mecbur kalmıştı.

Bunun sonucunda halk arasında bilinen ne kadar afyon tiryakisi varsa hepsi toplanarak taşrada birer tarafa sürülüp dağıtılmıştı.16

Yine afyona benzer özellikler taşıyan esrar için de yasaklamalar ve cezalar yürürlüğe girmişti.

Özellikle esrar tiryakilerine küreğe konulma ve sürgün gibi caydırıcı ceza yöntemleri uygulanmaya çalışılmış, yerel yöneticiler de bu konuda yasağı titizlikle uygulaması hususunda uyarılmışlardı.17

Osmanlı toplumunda uyuşturucu özelliği taşıyan afyon ve esrarın keyif amacıyla kullanımına karşı XVII. ve XVIII. yüzyıllarda uygulanan müdahaleci tutum, XIX. yüzyılda da devam etmişti.

Bu doğrultuda Dâhiliye Nezareti tarafından 1851 yılında taşradaki birimlere gönderilen bir talimatta, esrar tabir edilen maddenin kullanımının ve satışının yasaklanmış olduğu vurgulanarak, yerel yöneticiler yasağa müsamaha göstermemesi hususunda uyarılmıştı.18

Yine XIX. yüzyılın ikinci yarısında esrar kullanımını önlemeye yönelik çabalar çerçevesinde özellikle satış yapanlara yönelik ağır sayılabilecek cezaların uygulandığı dikkati çekmektedir. Uygulanan cezaların başında ise hapis, sürgün ve zorunlu olarak kamu yararına çalışma cezaları gelmekteydi.19

Buna karşılık dünyada, özellikle İngiltere ve Amerika gibi gelişmiş ülkelerde bu dönemde afyon ve esrar kullanımının yasaklanması ve cezalandırılması gibi yöntemlere henüz gidilmemişti.20

Uyuşturucu maddeye karşı mücadele çalışmalarında dünya ölçeğinde asıl gelişmeler, XX. yüzyılın başlarına tekabül etmektedir. Bilhassa haşhaş ve kenevirden elde edilen ürünlerin keyif amacıyla kullanımının özellikle şehir hayatında getirdiği sorunlar, dünyada ekonomik getirinin ikinci plana atılmasına gerekçe olmuştur. Sonrasında ise insanlık için gerekli olan bu maddenin sadece tıbbi alanda kullanılması ve diğer alanlarda yasaklanması yönünde dünyada yaygın bir kanaat hâsıl olmuştur.

Bütün bu gelişmeler ışığında XX. yüzyılın başında Amerika ve Avrupa’da keyif verici madde kullanım oranının artmasından dolayı ABD öncülüğünde afyon ve alkaloitlerine karşı uluslararası alanda müdahaleler gündeme gelmiştir. Bu amaç doğrultusunda 1909 tarihli Şangay ve devamında Konferansı ve 1911, 1913 tarihinde de Lahey’de konferanslar düzenlenerek afyon ve türevi ürünlerin kısıtlanmasına yönelik önlemler ile afyonun ticari durumu kontrol altına alınmaya çalışılmış, daha sonra idari yasaklamalar ve kısıtlamalar kendini göstermeye başlamıştı.21

Bu yazımız, tamamen Kaya Göktepe’nin kitapçığından alınmıştır. Daha fazla bilgi ve kaynak için, birinci kaynaktaki kitabı okuyabilirsiniz. Daha fazla detaya inmek istemedik, çünkü bu yazı bir serinin başlangıcı olduğundan, fazla uzatmayı tercih etmedik.

Devam Yazı: Cumhuriyet Dönemi ve Eroin

Kaynaklar;

  1. Göktepe, Kaya, “Osmanlı Toplumunda Uyuşturucu Madde Kullanımı ve Devletin Buna Karşı Bazı Mücadele Çalışmaları”, Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisi, 7/19, 2020, s. 627-654. https://www.osmanlimirasi.net/dergi/osmanli-toplumunda-uyusturucu-madde-kullanimi-ve-devletin-buna-karsi-bazi-mucadele-calismalari-ss-627-6542020114f07ec0.pdf
    ↩︎
  2. Ali Nahit Babaoğlu, Uyuşturucu ve Tarihi, Kaynak Yay., İstanbul 1997, s. 83; Turhan Baytop, “Esrar”, s. 431
    ↩︎
  3. Afife Mat, “Osmanlı İmparatorluğu’nda Afyonun Tarihi”, Osmanlı Bilimi Araştırmaları, XI/ 1-2, 2009-2010, s. 285-286
    ↩︎
  4. Türk İslam hekimleri tarafından tedavi aşamalarında kullanılan afyon, Osmanlı hekimleri tarafından da aynı şekilde kullanılmaya devam etmişti.
    Kaynaklar;
    – Ahmed Ağırakça, “Osmanlı Tıbbının Kaynakları”, Osmanlılarda Sağlık, C. I,
    – Health in The Ottomans, ed. Coşkun Yılmaz-Necdet Yılmaz, Biofarma Yay., İstanbul 2006, s, 142-144
    – Sami Hamarneh, “Pharmacy in Medieval Islam and the History of Drug Addiction”, Medical History, Volume: 16, Issue: 3, 1972. p. 230-231
    – Murat Uluskan, “İstanbul’da Bir Afyonlu Macun İşletmesi: Berş-i Rahîkî Macunhanesi (1783-1831)”, Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, S. 29, İstanbul 2013, s. 80.
    ↩︎
  5. Miri Shefer Mossensohn, Ottoman Medicine: Healing and Medical Institutions, 1500-1700, NY Suny Press, New York Albany 2009, p. 39-40
    ↩︎
  6. Rüya Kılıç, “‘Afyonun Keyfini Tiryakisinden Sormalı’: Osmanlı ve Erken Cumhuriyet’te Madde Bağımlılığı Tarihi”, Kebikeç, S. 42, 2016, s. 148; Hamarneh, agm., p. 230-231.
    ↩︎
  7. Islam toplumlarında uyuşturucu maddelerin sağlık açısından zararlarından ilk bahsedenlerin başında İbn-i Sina gelmektedir. İbn-i Sina, uyuşturucu maddeler içerisinde özellikle afyonun zekâyı körelttiğini, bilinci bozduğunu, sindirim sistemini zayıflattığını ve nihayetinde ölüme yol açtığını ifade etmektedir. Yine İbn-i Sina ile hemen hemen aynı dönemde yaşamış olan Biruni de afyonun derin uyku ve ölümlere sebebiyet verdiğini, özellikle sıcak bölgelerde yaşayan insanların kolay uyumak ve kendilerini rahatlatmak için buna tevessül ettiğini, ancak bunun hekimler tarafından hastalara kullanılmak yerine keyif amacıyla kullanılmasının ölüme sebebiyet verdiğini ifade etmektedir. Bunun için de İslam toplumları için endişe ettiğini ve dikkatli olunması yönünde topluma uyarılarda bulunmaktadır. Ayrıntılı bilgi için bkz. Hamarneh, agm. s. 230-231; Baktır, agm., s. 442; Başoğlu, agm., s. 249.
    ↩︎
  8. Başoğlu, agm., s. 249; Baktır, agm., s. 442
    ↩︎
  9. Mehmet Genç, Osmanlı İmparatorluğunda Devlet ve Ekonomi, 4. Baskı, Ötüken Yay., İstanbul 2005, s. 43-44.

    Osmanlı kadısının mülki, beledî, mali, askerî ve adli sahaları kapsayan görevleri göz önüne alınırsa onun kadar geniş bir görev alanı bulunan bir başka memur olmadığı gibi memuriyet kompartımanı ve şahsiyeti onun kadar çeşitli olanı da yoktur denebilir. Kadı, ilmiye sınıfındandır, şerî hukuk adamıdır, ancak mülki erkân içindedir. Bütün yönetici zümre gibi ayrıca askerî sınıfın bir üyesidir (vergiden muaf yönetici imtiyaz ve yetkileri vardır), fakat bir yerde yönettiği Müslüman halkın dahi merkezî devlet karşısında sözcüsü yine odur.

    İlber Ortaylı, “Kadı”, İslam Ansiklopedisi, C. 24, TDV Yay., İstanbul 2001, s. 69-70
    ↩︎
  10. Fakihler, uyuşturucu maddelerin haramlığında ittifak etmekle birlikte hükmün illeti ve delillendirilmesi yönünden farklı kanaatlere sahiptirler.

    İbn Teymiyye ve Zerkeşî gibi birçok alim esrar, afyon vb. uyuşturucu maddeleri şaraba kıyaslamış, onların da sarhoş edicilik vasfına dikkat çekerek, “Her müskir haramdır.” hadisi kapsamında esrar ve afyonun da gevşeklik veren ve uyuşturma özelliklerinden dolayı cezayı gerektirdiğini belirtmişlerdir.

    İbn Teymiyye ve ondan sonra gelen Hanbelîler adı geçen maddelerin sarhoş etmeyecek kadar az miktarda alınsa bile had cezası (içki haddi) verileceğini ve helal görenlerin tekfir edileceğini söylerler. Ancak İbn Teymiyye benc kullanımını haram saymakla birlikte müskir maddelerden addetmez ve onu kullanan için ta’zîr cezası öngörür.

    Buna karşı Maverdi (ö. 450 / 1058) ve İbn Âbidîn (ö. 1252 / 1856) gibi düşünen ve çoğunluğu oluşturan âlimler ise sıvı olmayan ot türü maddeleri kullananlara içki içme haddine kıyas yapılarak had cezası verilemeyeceğini, ancak ta’zîr cezası verilebileceğini belirtirler.

    – Başoğlu, agm., s. 251;
    – Şükrü Özen, “Tütün (Fıkıh)”, İslam Ansiklopedisi, C. 42, TDV Yay., İstanbul 2012, s. 7;
    – Kibar Karadeniz, Bağımlılık Yapan Madde Kullanma Suçlarının İslam Hukuk Sosyolojisi Açısından Değerlendirilmesi, Yayımlanmamış YLT, Ankara Ü. SBE, Ankara 2009, s. 46-47.
    ↩︎
  11. Şeyhülislam İbn Kemal’e göre afyon yemek keyif için olmadığı ve sekir sınırına ulaşmadığı müddetçe yasak değildir.

    – “Esrar helal midir haram mıdır beyan oluna?
    – Cevap: Hadd-i sekre varmayınca haram olmaz.
    – Hadd-i sekr nedir ne mertebedir beyan oluna?
    – Cevap: Tağyir vaz edip hezeyan söylemek”.
    – “Afyonun yemesi helal midir?
    – Cevap: Helaldir.
    – Esrarın kalil ve kesiri keyfiyet için yemek helal midir?
    – Cevap: Haramdır”.
    – “Afyon suyuyla macunlar düzüp dahi ecza katıp, hap düzüp yeseler şer’an helal eda var mı keyfiyet içinde yeseler?
    – Cevap: Keyfiyet için yemek helal değildir”.
    – Ayrıntılı bilgi için bkz. Ali Öge, “Şeyhülislam İbn Kemal’in Fetvaları Işığında Osmanlı İktisâdî Hayatından Bir Kesit”, İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, S. 16, 2010, s. 294
    ↩︎
  12. – “Esrarı keyfiyet için yiyecek, kalilen ve kesîren haram mıdır?
    – Cevap: Haramdır”.
    – “Esrar ekl eden kimseye şer’an ne lazım olur?
    – Cevap: Ta’zîr-i şedîd lazımdır”.

    – M. Ertuğrul Düzdağ, Şeyhülislâm Ebûssuud Efendi Fetvaları Işığında 16. Asır Türk Hayatı, Enderun Kitabevi Yay., İstanbul 1972, s. 145;
    – Ahmet Yaşar, “‘Külliyen Ref’ten “’İbreten Li’l-Ğayr’e: Erken Modern Osmanlı’da Kahvehane Yasaklamaları”, Osmanlı Kahvehaneleri: Mekân, Sosyalleşme, İktidar, ed. Ahmet Yaşar, Kitap Yay., İstanbul 2010, s. 38-39
    ↩︎
  13. “Menteşe beğine hüküm ki: Balat kâdîsı mektûb gönderüp; ‘Abdülcebbâr nâm kimesnenün karındaşı olan Abdülazîz’ün Abdülkâdir oğlı Abdüsselâm nâm kimesne kulağına jiva koyup ve afyon ezüp içürüp andan fevtolmışdur.’ diyü da’vâ itmeğin mezbûr Abdüsselâm’un ikrârı sâbit olup müseccel olmışdur.” diyü bildürmeğin buyurdum ki: Mezbûrı kayd ü bend ile yarar âdemlere koşup sûret-i sicilli ile Südde-i Sa’âdetüm’e gönderesin ki, küreğe konıla ve bile koşup gönderdüğün âdemlere tenbîh ü te’kîd eyleyesin ki, yolda ve izde kaçurmakdan hazer ideler”.
    – BOA, 7 Numaralı Mühimme Defteri 975-976/1567-1569, C. I, nr.1012, 417, Dîvân-ı Humâyûn Sicilleri Dizisi: V, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yay., Ankara 1998, Hüküm nr. 178, Fî 15 Rebî’u’l-evvel, sene: 975 (1567);

    Yine bu dönemde benzer bir hüküm de şöyledir: “Bursa kadısına hüküm: Zımmilerin Müslümanlara şarab satmasının, sade-ru oğlanların perişanı tülbendler sarınup ve mütenevvi libaslar giyinip levendlerle gezmesinin ve fasıklar mecmaı olan kahvelerin kapatılıp kahve içinde berş, macun, beng ve afyon alınmak ve ekseriya kahve bahanesiyle şarab ve rakı içilmek ve nerd, satranç ve tavile ve kumar oynanmak suretiyle iş sahiblerinin atalette ve ilim taliblerinin cehalette kalmalarının ve eracif haberler aldırma önü alınması hakkında cülustan beri mükerreren verilen emirlerle mukayyed olunmadığından bu kere de emrin icrasında teallül eden olursa cezasının verilmesi mukarrer olduğu bilinerek münadilerle yapılacak tenbihata riayet etmeyenleri ve onlara müsamaha eden subaşı ve asesleri küreğe konulmak üzere İstanbul’a göndermesi, kuzat ve müderrislerden ve mansıb ve dirlik mutasarrıflarından itaat etmeyenlerin isimlerinin bildirmesi”.
    – BOA, Divan-ı Hümâyun Mühimme Defteri (A.DVNSMH.d), nr. 35/225, 14/Rabiu’l-evvel (RA)/986 (21/05/1578).

    Yine uyuşturucu maddelerin kullanıldığı mekânlar olarak görülen kahvehanelerin ortadan kaldırılması hakkında Aydın beyine ve Tire kadısına hüküm hakkında;
    – BOA, A.DVNSMH.d, nr. 35/544, 26/Rabiu’l-ahir (R)/986 (02/07/1578).

    “Menteşe beğine hüküm ki: Balat kâdîsı mektûb gönderüp; ‘Abdülcebbâr nâm kimesnenün karındaşı olan Abdülazîz’ün Abdülkâdir oğlı Abdüsselâm nâm kimesne kulağına jiva koyup ve afyon ezüp içürüp andan fevtolmışdur.’ diyü da’vâ itmeğin mezbûr Abdüsselâm’un ikrârı sâbit olup müseccel olmışdur.” diyü bildürmeğin buyurdum ki: Mezbûrı kayd ü bend ile yarar âdemlere koşup sûret-i sicilli ile Südde-i Sa’âdetüm’e gönderesin ki, küreğe konıla ve bile koşup gönderdüğün âdemlere tenbîh ü te’kîd eyleyesin ki, yolda ve izde kaçurmakdan hazer ideler”.
    – BOA, 7 Numaralı Mühimme Defteri 975-976/1567-1569, C. I, nr.1012, 417, Dîvân-ı Humâyûn Sicilleri Dizisi: V, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yay., Ankara 1998, Hüküm nr. 178, Fî 15 Rebî’u’l-evvel, sene: 975 (1567);

    Yine bu dönemde benzer bir hüküm de şöyledir: “Bursa kadısına hüküm: Zımmilerin Müslümanlara şarab satmasının, sade-ru oğlanların perişanı tülbendler sarınup ve mütenevvi libaslar giyinip levendlerle gezmesinin ve fasıklar mecmaı olan kahvelerin kapatılıp kahve içinde berş, macun, beng ve afyon alınmak ve ekseriya kahve bahanesiyle şarab ve rakı içilmek ve nerd, satranç ve tavile ve kumar oynanmak suretiyle iş sahiblerinin atalette ve ilim taliblerinin cehalette kalmalarının ve eracif haberler aldırma önü alınması hakkında cülustan beri mükerreren verilen emirlerle mukayyed olunmadığından bu kere de emrin icrasında teallül eden olursa cezasının verilmesi mukarrer olduğu bilinerek münadilerle yapılacak tenbihata riayet etmeyenleri ve onlara müsamaha eden subaşı ve asesleri küreğe konulmak üzere İstanbul’a göndermesi, kuzat ve müderrislerden ve mansıb ve dirlik mutasarrıflarından itaat etmeyenlerin isimlerinin bildirmesi”.
    – BOA, Divan-ı Hümâyun Mühimme Defteri (A.DVNSMH.d), nr. 35/225, 14/Rabiu’l-evvel (RA)/986 (21/05/1578).

    Yine uyuşturucu maddelerin kullanıldığı mekânlar olarak görülen kahvehanelerin ortadan kaldırılması hakkında Aydın beyine ve Tire kadısına hüküm hakkında;
    – BOA, A.DVNSMH.d, nr. 35/544, 26/Rabiu’l-ahir (R)/986 (02/07/1578).

    “Menteşe beğine hüküm ki: Balat kâdîsı mektûb gönderüp; ‘Abdülcebbâr nâm kimesnenün karındaşı olan Abdülazîz’ün Abdülkâdir oğlı Abdüsselâm nâm kimesne kulağına jiva koyup ve afyon ezüp içürüp andan fevtolmışdur.’ diyü da’vâ itmeğin mezbûr Abdüsselâm’un ikrârı sâbit olup müseccel olmışdur.” diyü bildürmeğin buyurdum ki: Mezbûrı kayd ü bend ile yarar âdemlere koşup sûret-i sicilli ile Südde-i Sa’âdetüm’e gönderesin ki, küreğe konıla ve bile koşup gönderdüğün âdemlere tenbîh ü te’kîd eyleyesin ki, yolda ve izde kaçurmakdan hazer ideler”.
    – BOA, 7 Numaralı Mühimme Defteri 975-976/1567-1569, C. I, nr.1012, 417, Dîvân-ı Humâyûn Sicilleri Dizisi: V, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yay., Ankara 1998, Hüküm nr. 178, Fî 15 Rebî’u’l-evvel, sene: 975 (1567);

    Yine bu dönemde benzer bir hüküm de şöyledir: “Bursa kadısına hüküm: Zımmilerin Müslümanlara şarab satmasının, sade-ru oğlanların perişanı tülbendler sarınup ve mütenevvi libaslar giyinip levendlerle gezmesinin ve fasıklar mecmaı olan kahvelerin kapatılıp kahve içinde berş, macun, beng ve afyon alınmak ve ekseriya kahve bahanesiyle şarab ve rakı içilmek ve nerd, satranç ve tavile ve kumar oynanmak suretiyle iş sahiblerinin atalette ve ilim taliblerinin cehalette kalmalarının ve eracif haberler aldırma önü alınması hakkında cülustan beri mükerreren verilen emirlerle mukayyed olunmadığından bu kere de emrin icrasında teallül eden olursa cezasının verilmesi mukarrer olduğu bilinerek münadilerle yapılacak tenbihata riayet etmeyenleri ve onlara müsamaha eden subaşı ve asesleri küreğe konulmak üzere İstanbul’a göndermesi, kuzat ve müderrislerden ve mansıb ve dirlik mutasarrıflarından itaat etmeyenlerin isimlerinin bildirmesi”.
    – BOA, Divan-ı Hümâyun Mühimme Defteri (A.DVNSMH.d), nr. 35/225, 14/Rabiu’l-evvel (RA)/986 (21/05/1578).

    Yine uyuşturucu maddelerin kullanıldığı mekânlar olarak görülen kahvehanelerin ortadan kaldırılması hakkında Aydın beyine ve Tire kadısına hüküm hakkında;
    – BOA, A.DVNSMH.d, nr. 35/544, 26/Rabiu’l-ahir (R)/986 (02/07/1578).

    “Menteşe beğine hüküm ki: Balat kâdîsı mektûb gönderüp; ‘Abdülcebbâr nâm kimesnenün karındaşı olan Abdülazîz’ün Abdülkâdir oğlı Abdüsselâm nâm kimesne kulağına jiva koyup ve afyon ezüp içürüp andan fevtolmışdur.’ diyü da’vâ itmeğin mezbûr Abdüsselâm’un ikrârı sâbit olup müseccel olmışdur.” diyü bildürmeğin buyurdum ki: Mezbûrı kayd ü bend ile yarar âdemlere koşup sûret-i sicilli ile Südde-i Sa’âdetüm’e gönderesin ki, küreğe konıla ve bile koşup gönderdüğün âdemlere tenbîh ü te’kîd eyleyesin ki, yolda ve izde kaçurmakdan hazer ideler”.
    – BOA, 7 Numaralı Mühimme Defteri 975-976/1567-1569, C. I, nr.1012, 417, Dîvân-ı Humâyûn Sicilleri Dizisi: V, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yay., Ankara 1998, Hüküm nr. 178, Fî 15 Rebî’u’l-evvel, sene: 975 (1567);

    Yine bu dönemde benzer bir hüküm de şöyledir: “Bursa kadısına hüküm: Zımmilerin Müslümanlara şarab satmasının, sade-ru oğlanların perişanı tülbendler sarınup ve mütenevvi libaslar giyinip levendlerle gezmesinin ve fasıklar mecmaı olan kahvelerin kapatılıp kahve içinde berş, macun, beng ve afyon alınmak ve ekseriya kahve bahanesiyle şarab ve rakı içilmek ve nerd, satranç ve tavile ve kumar oynanmak suretiyle iş sahiblerinin atalette ve ilim taliblerinin cehalette kalmalarının ve eracif haberler aldırma önü alınması hakkında cülustan beri mükerreren verilen emirlerle mukayyed olunmadığından bu kere de emrin icrasında teallül eden olursa cezasının verilmesi mukarrer olduğu bilinerek münadilerle yapılacak tenbihata riayet etmeyenleri ve onlara müsamaha eden subaşı ve asesleri küreğe konulmak üzere İstanbul’a göndermesi, kuzat ve müderrislerden ve mansıb ve dirlik mutasarrıflarından itaat etmeyenlerin isimlerinin bildirmesi”.
    – BOA, Divan-ı Hümâyun Mühimme Defteri (A.DVNSMH.d), nr. 35/225, 14/Rabiu’l-evvel (RA)/986 (21/05/1578).

    Yine uyuşturucu maddelerin kullanıldığı mekânlar olarak görülen kahvehanelerin ortadan kaldırılması hakkında Aydın beyine ve Tire kadısına hüküm hakkında;
    – BOA, A.DVNSMH.d, nr. 35/544, 26/Rabiu’l-ahir (R)/986 (02/07/1578).

    “Menteşe beğine hüküm ki: Balat kâdîsı mektûb gönderüp; ‘Abdülcebbâr nâm kimesnenün karındaşı olan Abdülazîz’ün Abdülkâdir oğlı Abdüsselâm nâm kimesne kulağına jiva koyup ve afyon ezüp içürüp andan fevtolmışdur.’ diyü da’vâ itmeğin mezbûr Abdüsselâm’un ikrârı sâbit olup müseccel olmışdur.” diyü bildürmeğin buyurdum ki: Mezbûrı kayd ü bend ile yarar âdemlere koşup sûret-i sicilli ile Südde-i Sa’âdetüm’e gönderesin ki, küreğe konıla ve bile koşup gönderdüğün âdemlere tenbîh ü te’kîd eyleyesin ki, yolda ve izde kaçurmakdan hazer ideler”.
    – BOA, 7 Numaralı Mühimme Defteri 975-976/1567-1569, C. I, nr.1012, 417, Dîvân-ı Humâyûn Sicilleri Dizisi: V, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yay., Ankara 1998, Hüküm nr. 178, Fî 15 Rebî’u’l-evvel, sene: 975 (1567);

    Yine bu dönemde benzer bir hüküm de şöyledir: “Bursa kadısına hüküm: Zımmilerin Müslümanlara şarab satmasının, sade-ru oğlanların perişanı tülbendler sarınup ve mütenevvi libaslar giyinip levendlerle gezmesinin ve fasıklar mecmaı olan kahvelerin kapatılıp kahve içinde berş, macun, beng ve afyon alınmak ve ekseriya kahve bahanesiyle şarab ve rakı içilmek ve nerd, satranç ve tavile ve kumar oynanmak suretiyle iş sahiblerinin atalette ve ilim taliblerinin cehalette kalmalarının ve eracif haberler aldırma önü alınması hakkında cülustan beri mükerreren verilen emirlerle mukayyed olunmadığından bu kere de emrin icrasında teallül eden olursa cezasının verilmesi mukarrer olduğu bilinerek münadilerle yapılacak tenbihata riayet etmeyenleri ve onlara müsamaha eden subaşı ve asesleri küreğe konulmak üzere İstanbul’a göndermesi, kuzat ve müderrislerden ve mansıb ve dirlik mutasarrıflarından itaat etmeyenlerin isimlerinin bildirmesi”.
    – BOA, Divan-ı Hümâyun Mühimme Defteri (A.DVNSMH.d), nr. 35/225, 14/Rabiu’l-evvel (RA)/986 (21/05/1578).

    Yine uyuşturucu maddelerin kullanıldığı mekânlar olarak görülen kahvehanelerin ortadan kaldırılması hakkında Aydın beyine ve Tire kadısına hüküm hakkında;
    – BOA, A.DVNSMH.d, nr. 35/544, 26/Rabiu’l-ahir (R)/986 (02/07/1578).

    “Menteşe beğine hüküm ki: Balat kâdîsı mektûb gönderüp; ‘Abdülcebbâr nâm kimesnenün karındaşı olan Abdülazîz’ün Abdülkâdir oğlı Abdüsselâm nâm kimesne kulağına jiva koyup ve afyon ezüp içürüp andan fevtolmışdur.’ diyü da’vâ itmeğin mezbûr Abdüsselâm’un ikrârı sâbit olup müseccel olmışdur.” diyü bildürmeğin buyurdum ki: Mezbûrı kayd ü bend ile yarar âdemlere koşup sûret-i sicilli ile Südde-i Sa’âdetüm’e gönderesin ki, küreğe konıla ve bile koşup gönderdüğün âdemlere tenbîh ü te’kîd eyleyesin ki, yolda ve izde kaçurmakdan hazer ideler”.
    – BOA, 7 Numaralı Mühimme Defteri 975-976/1567-1569, C. I, nr.1012, 417, Dîvân-ı Humâyûn Sicilleri Dizisi: V, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yay., Ankara 1998, Hüküm nr. 178, Fî 15 Rebî’u’l-evvel, sene: 975 (1567);

    Yine bu dönemde benzer bir hüküm de şöyledir: “Bursa kadısına hüküm: Zımmilerin Müslümanlara şarab satmasının, sade-ru oğlanların perişanı tülbendler sarınup ve mütenevvi libaslar giyinip levendlerle gezmesinin ve fasıklar mecmaı olan kahvelerin kapatılıp kahve içinde berş, macun, beng ve afyon alınmak ve ekseriya kahve bahanesiyle şarab ve rakı içilmek ve nerd, satranç ve tavile ve kumar oynanmak suretiyle iş sahiblerinin atalette ve ilim taliblerinin cehalette kalmalarının ve eracif haberler aldırma önü alınması hakkında cülustan beri mükerreren verilen emirlerle mukayyed olunmadığından bu kere de emrin icrasında teallül eden olursa cezasının verilmesi mukarrer olduğu bilinerek münadilerle yapılacak tenbihata riayet etmeyenleri ve onlara müsamaha eden subaşı ve asesleri küreğe konulmak üzere İstanbul’a göndermesi, kuzat ve müderrislerden ve mansıb ve dirlik mutasarrıflarından itaat etmeyenlerin isimlerinin bildirmesi”.
    – BOA, Divan-ı Hümâyun Mühimme Defteri (A.DVNSMH.d), nr. 35/225, 14/Rabiu’l-evvel (RA)/986 (21/05/1578).

    Yine uyuşturucu maddelerin kullanıldığı mekânlar olarak görülen kahvehanelerin ortadan kaldırılması hakkında Aydın beyine ve Tire kadısına hüküm hakkında;
    – BOA, A.DVNSMH.d, nr. 35/544, 26/Rabiu’l-ahir (R)/986 (02/07/1578).

    “Menteşe beğine hüküm ki: Balat kâdîsı mektûb gönderüp; ‘Abdülcebbâr nâm kimesnenün karındaşı olan Abdülazîz’ün Abdülkâdir oğlı Abdüsselâm nâm kimesne kulağına jiva koyup ve afyon ezüp içürüp andan fevtolmışdur.’ diyü da’vâ itmeğin mezbûr Abdüsselâm’un ikrârı sâbit olup müseccel olmışdur.” diyü bildürmeğin buyurdum ki: Mezbûrı kayd ü bend ile yarar âdemlere koşup sûret-i sicilli ile Südde-i Sa’âdetüm’e gönderesin ki, küreğe konıla ve bile koşup gönderdüğün âdemlere tenbîh ü te’kîd eyleyesin ki, yolda ve izde kaçurmakdan hazer ideler”.
    – BOA, 7 Numaralı Mühimme Defteri 975-976/1567-1569, C. I, nr.1012, 417, Dîvân-ı Humâyûn Sicilleri Dizisi: V, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yay., Ankara 1998, Hüküm nr. 178, Fî 15 Rebî’u’l-evvel, sene: 975 (1567);

    Yine bu dönemde benzer bir hüküm de şöyledir: “Bursa kadısına hüküm: Zımmilerin Müslümanlara şarab satmasının, sade-ru oğlanların perişanı tülbendler sarınup ve mütenevvi libaslar giyinip levendlerle gezmesinin ve fasıklar mecmaı olan kahvelerin kapatılıp kahve içinde berş, macun, beng ve afyon alınmak ve ekseriya kahve bahanesiyle şarab ve rakı içilmek ve nerd, satranç ve tavile ve kumar oynanmak suretiyle iş sahiblerinin atalette ve ilim taliblerinin cehalette kalmalarının ve eracif haberler aldırma önü alınması hakkında cülustan beri mükerreren verilen emirlerle mukayyed olunmadığından bu kere de emrin icrasında teallül eden olursa cezasının verilmesi mukarrer olduğu bilinerek münadilerle yapılacak tenbihata riayet etmeyenleri ve onlara müsamaha eden subaşı ve asesleri küreğe konulmak üzere İstanbul’a göndermesi, kuzat ve müderrislerden ve mansıb ve dirlik mutasarrıflarından itaat etmeyenlerin isimlerinin bildirmesi”.
    – BOA, Divan-ı Hümâyun Mühimme Defteri (A.DVNSMH.d), nr. 35/225, 14/Rabiu’l-evvel (RA)/986 (21/05/1578).

    Yine uyuşturucu maddelerin kullanıldığı mekânlar olarak görülen kahvehanelerin ortadan kaldırılması hakkında Aydın beyine ve Tire kadısına hüküm hakkında;
    – BOA, A.DVNSMH.d, nr. 35/544, 26/Rabiu’l-ahir (R)/986 (02/07/1578).

    “Menteşe beğine hüküm ki: Balat kâdîsı mektûb gönderüp; ‘Abdülcebbâr nâm kimesnenün karındaşı olan Abdülazîz’ün Abdülkâdir oğlı Abdüsselâm nâm kimesne kulağına jiva koyup ve afyon ezüp içürüp andan fevtolmışdur.’ diyü da’vâ itmeğin mezbûr Abdüsselâm’un ikrârı sâbit olup müseccel olmışdur.” diyü bildürmeğin buyurdum ki: Mezbûrı kayd ü bend ile yarar âdemlere koşup sûret-i sicilli ile Südde-i Sa’âdetüm’e gönderesin ki, küreğe konıla ve bile koşup gönderdüğün âdemlere tenbîh ü te’kîd eyleyesin ki, yolda ve izde kaçurmakdan hazer ideler”.
    – BOA, 7 Numaralı Mühimme Defteri 975-976/1567-1569, C. I, nr.1012, 417, Dîvân-ı Humâyûn Sicilleri Dizisi: V, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yay., Ankara 1998, Hüküm nr. 178, Fî 15 Rebî’u’l-evvel, sene: 975 (1567);

    Yine bu dönemde benzer bir hüküm de şöyledir: “Bursa kadısına hüküm: Zımmilerin Müslümanlara şarab satmasının, sade-ru oğlanların perişanı tülbendler sarınup ve mütenevvi libaslar giyinip levendlerle gezmesinin ve fasıklar mecmaı olan kahvelerin kapatılıp kahve içinde berş, macun, beng ve afyon alınmak ve ekseriya kahve bahanesiyle şarab ve rakı içilmek ve nerd, satranç ve tavile ve kumar oynanmak suretiyle iş sahiblerinin atalette ve ilim taliblerinin cehalette kalmalarının ve eracif haberler aldırma önü alınması hakkında cülustan beri mükerreren verilen emirlerle mukayyed olunmadığından bu kere de emrin icrasında teallül eden olursa cezasının verilmesi mukarrer olduğu bilinerek münadilerle yapılacak tenbihata riayet etmeyenleri ve onlara müsamaha eden subaşı ve asesleri küreğe konulmak üzere İstanbul’a göndermesi, kuzat ve müderrislerden ve mansıb ve dirlik mutasarrıflarından itaat etmeyenlerin isimlerinin bildirmesi”.
    – BOA, Divan-ı Hümâyun Mühimme Defteri (A.DVNSMH.d), nr. 35/225, 14/Rabiu’l-evvel (RA)/986 (21/05/1578).

    Yine uyuşturucu maddelerin kullanıldığı mekânlar olarak görülen kahvehanelerin ortadan kaldırılması hakkında Aydın beyine ve Tire kadısına hüküm hakkında;
    – BOA, A.DVNSMH.d, nr. 35/544, 26/Rabiu’l-ahir (R)/986 (02/07/1578).
    ↩︎
  14. Osmanlı padişahı IV. Murat afyon ve tütün gibi bağımlılık yapıcı maddelere karşı sert önlemleriyle dikkat çekmekteydi ve padişahın ilk afyon kurbanı da Hekimbaşı Emir Çelebi’ydi. IV. Murat’ın Bağdat seferi sırasında yanında olan Emir Çelebi yanında taşıdığı afyon macununu gizli gizli kullanmakta idi. Bu durum Padişah’a bildirilmiş ve Padişah da Emir Çelebi’nin elbisesinin altında sakladığı afyon macununu bularak hepsini yedirtmiş ve o günün akşamı Emir Çelebi komaya girerek ölmüştü.

    M. D’Ohsson, 18. Yüzyıl Türkiyesinde Örf ve Adetler, çev. Zehran Yüksel, Tercüman 1001 Temel Eser, Tarihsiz, s. 47-48.
    ↩︎
  15. IV. Murad, 1633 tarihinde bütün kahvehanelerin kapatılmasını ve kahve içilmesini yasakladı. Sadece Haslar kadılığında 120 kahvehane kapatıldı. Ahmet Yaşar, agm., s. 39-40
    ↩︎
  16. “Berş i’lâmı Ma’rûz-ı dâ’î-i devletleridir ki: Bâ sah i’lâmları mûcebince amel olub bundan ziyâde verdikleri istimâl olunur ise ta’zîr olunmaların mukarrer bileler deyu buyruldu.” İstanbul Kadı Sicilleri, İstanbul Mahkemesi 24 Numaralı Sicil, Belge nr. 20b-2, C. 21, TDV İSAM Yay., s. 131, 04/Zilkade (ZA)/1138 (4 Temmuz 1726); Reşad Ekrem Koçu, agm., s. 228-229
    ↩︎
  17. 1725 yılında Muharrem başlangıcında Edirne mollasına, bostancıbaşısına ve yeniçeri zabitine hitap eden ve bir örneği de İzmir’e gönderilmiş olan bir padişah emri yayımlanmaktadır. Bu emirde padişah, haşiş (esrar denilen ot) cinsinden gonca denilen bitkinin yakın zamanda tütün gibi içilmesine müptela olanların az zamanda akıl ve şuurlarına hafiflik ve zihnî tasavvur ve kuvvetlerini bozma ile çeşitli zararlar verdiğini, bundan başka, çok defa Bektaşi tarikatında bazı toy gençlerin hayalleri ile gördüğü garip şekilleri haşa sümme hâşâ kerem ve şeref sahibi evliyaya vâki olan sırlar ve kerametler sandıklarını, böylece dinsizliklere sebebiyet verdiklerini bildirmekte, esrar içenlerden İstanbul’da yakalananların sürülüp ya da küreğe konulduklarını, böyle iken bu maddenin Edirne ve dolaylarında satıldığının işitildiğini, bu hususta çok dikkat gösterilmesini ferman eylemekteydi. Ayrıntılı bilgi için bkz:

    Cevdet Türkay, “Osmanlı İmparatorluğunda Yasaklar, Esrar Yasağı”, Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, C. XI, S. 64, 1973, s. 16;

    Mossensohn, age., s. 43-44. Bahçekapısı hamamında “beng” satan birinin Molova Kalesi’ne sürgün edilmesi hakkında bkz. BOA, Cevdet Zabtiye (C.ZB.), nr. 73/3613, 19/ZA/1179 (29/04/1766).
    ↩︎
  18. BOA, İrade Dâhiliye (İ.DH), nr. 229/13732, 23/Cemaziye’l-ahir (C)/1267 (25/04/1851).
    ↩︎
  19. Esrar kullanımının yasaklanarak, satanların cezalandırılması hakkında bkz. BOA, Sadaret Nezaret ve Devair Evrakı (MKT. NZD), nr. 77/17, 05/L/1269 (12/07/1853). Kahvesinde esrar içirmiş olan kahvehane sahiplerine hapis cezası verilmesi hakkında bkz. BOA, Meclis-i Vâlâ Riyâseti (MVL), nr. 179/59, 21/Ramazan (N)/1273 (15/05/1857); BOA, Sadaret Mühimme Evrakı (MKT. MHM), nr. 489/10, 20/N/1303 (22/06/1886). Farklı bir ceza yöntemi olarak dikkati çeken kamu yararına çalışma cezası kapsamında bazı esrar satıcıları da iplikhaneye zorunlu çalışmaya gönderilmişti. BOA, MVL, nr.179/53, 24/N/1273 (18/05/1857).
    ↩︎
  20. XIX. yüzyılda dünya politikasında belirleyici konumda bulunan İngiltere’de bile 1868 yılına kadar uyuşturucu özelliği bulunan maddelerin kullanımına yönelik herhangi bir kısıtlayıcı düzenleme söz konusu değildir. Bu yılda Eczacılık Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra afyon ve türevi ürünlerin eczanelerde belli bir kontrol altında satılmasına başlanmıştı. Dolayısıyla yüzyılın sonuna kadar uyuşturucu maddeler halk sağlığını ilgilendiren bir mesele olarak görülmediğinden, yasaklayıcı tedbirlere henüz başlanmamıştı. Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonraki süreçte ise mücadele çalışmaları ivme kazanmaya başlamıştı. Ayrıntılı bilgi için bkz. Virginia Berridge, Opium and the People (Opiate Use and Drug Control Policy in Nineteenth and Early Twentieth Century England), London 1999, p. 118-121; Virginia Berridge, “Two Tales of Addiction; Opium and Nicotine”, Human Psychopharmacology, Vol: 12, London 1997, p. 45-46; Bayraktar, agm., 1985, s. 50. ↩︎
  21. 6 Sanayi Devrimi sonrasında ortaya çıkan şehirleşme ve toplumsal sorunlarla birlikte özellikle İngiltere’de sayıları hızla artan işçi sınıfı, XX. yüzyılın başlarında ekonomik nedenlerle alkol yerine daha ucuz yollarla temin ettikleri afyon ve afyon türevi ürünleri kullanmaya yönelmişti. Bu durum sadece İngiltere özelinde değil, Kıta Avrupası’nda ve Amerika’nın sanayi şehirlerinde de artmaya başlamış, şehirlerde ekonomik, sosyal, asayiş ve sağlık gibi sorunlara neden olmuştu. Diğer taraftan Almanya’da üretimine başlanan eroin maddesinin Avrupa başta olmak üzere Amerika’da kısa sürede keyif amacıyla kullanılmaya başlaması ve ileri derecede bağımlılık yaptığının tespit edilmesi üzerine mücadele politikaları kendini göstermeye başlamıştı. Bu doğrultuda 1920 yılında İngiltere, Tehlikeli Uyuşturucular Yasası’nı çıkartarak tıbbi olmayan amaçlar dışında eroin üretmeyi, satmayı ve dağıtmayı ceza gerektiren bir suç hâline getirmiş, bu tür yasaklar diğer Avrupa ülkelerinde de hayata geçmeye başlamıştı. Ayrıntılı bilgi için bkz. Berridge, “Two Tales of Addiction; Opium and Nicotine”, s. 47; Seddon, agm., s. 143. Avrupa’da görülen bu gelişmelerin yanı sıra ABD’de ise XIX. yüzyılın son çeyreğine doğru afyon türevlerinden elde edilen uyuşturucuların yayılması üzerine kamuoyunda iki grup suçlanmaya başladı. Bunlar; Çinliler ve doktorlardı. Çünkü afyonun anavatanı olarak Uzak Doğu gösteriliyordu ve Çinli göçmenlerin ABD’ye uyuşturucu taşıdıkları söyleniyordu. Ayrıca bu süreçte doktorlar da ağrı kesici olarak afyon ve opiatlarını reçetelerle sık şekilde vermeye başlamışlardı ve bunun da uyuşturucu kullanımına zemin hazırladığı iddia ediliyordu. Nitekim sorunun büyümeye başlaması üzerine ABD’de ilk defa 1875 yılında San Francisco Afyon Yönetmeliği çıkarılarak afyon ve türevi ürünlerin denetim altına alınması sağlanmaya çalışılmıştı. Daha sonra kısıtlama ve yasaklama yolundaki politik bakış açısı devam ederek süreç, XX. yüzyılın başlarından itibaren afyon konferansları ve uluslararası yasaklamalara kadar gitmişti. Ayrıntılı bilgi için bkz. Stevens, age., s. 7-8. ↩︎

Yazar;

Iftira Tarih Utansın

Tiktok- IftiraTarihUtansin

Instagram- IftiraTarihUtansin_

Discord- iftiratarihutansin

Youtube- IftiraTarihUtansin

Twitter- IftiraTarihUtansin

Sitemiz- Hayatimanvecihad8

Copyright (Telif Hakki); İsteyen istediğini kullanabilir, ancak bizi kaynak göstermeniz şart değildir. Yine de gösterirseniz daha iyi olur. Her iki durumda da hakkımız helaldir.

Author;

AuthorCaliphate Defence Force
TiktokCaliphate Defence Force
InstagramCaliphate Defence Force
TwitterTalha Ibn Yusuf
UpscrolledCaliphate Defence Force
YoutubeIftira Tarih Utansin
ScribdCaliphate Defence Force

Şuna bir yanıt: “Osmanlı’da Uyuşturucu”

  1. Cumhuriyet Dönemi ve Eroin – Hayat Iman Ve Cihad Avatar

    […] (Bu makale, “Osmanlı’da Uyuşturucu” adlı yazımızın devamıdır.) […]

    Beğen

Bir Cevap Yazın